Ercan Premiks
Facebook Twitter

85 YILIN ARDINDAN


Bu makale 2020-01-02 08:54:51 eklenmiş ve 137 kez görüntülenmiştir.
Metin ATALAY

 

 

Kadınlara Seçme Ve Seçilme Hakkının Diğer Ülkelerden Çok Önce ve “Dünyada İlk Kez olarak Türkiye’de” Verildiği Tarih Olan 5 Aralık 1934 Tarihinin 85. Yıldönümünde Yılı Kadınlara Yönelik Güzel Haberlerle Kapatalım.

Bilmeniz Gereken Tarihin En Büyük 10 Kadın Mucidi

Tarihin en önde gelen kadın mucitlerinden bazıları.

Bir Hollywood aktrisinin kablosuz iletişimde devrim yarattığını biliyor muydunuz?

Ya da ilk bilgisayar programcısının bir kadın olduğunu?

Bu kadınların birçoğu, ölümlerinden çok sonraki tarihlere kadar çalışmalarından dolayı bir takdir görmediler, ancak katkıları ve icatları hayatımızı ve tarihin akışını değiştiren teknolojileri şekillendirdi.

Bir göz atalım bu pek de bilmediğimiz, saklı kalmış ünlü kadın mucitlere…

Mary Anderson (1866–1953) ve Charlotte Bridgewood (1861 - 1929) - Ön Cam Silecekleri

İki kadın bugün bildiğimiz cam sileceklerini icat etmiş olmaları nedeniyle takdir görmeye layıklar. 1903 yılında, Mary Anderson, bir kış vakti New York şehrini ziyaret ederken sürücülerin ön camlarının karla kaplandığını ve karın ön camı kaplamasını önleyebilmek için karı elleriyle temizlemek için araçlarının iki ön camı da açık olarak dolaştığını gördü. Alabama'daki evine döndükten sonra, Anderson bir tasarımcı ile anlaştı ve çeşitli denemeler sonucunda araçlar için manuel bir silecek sistemi icat etti. Anderson'un cam sileceği (gösterilen), ön cam üzerinde enlemesine hareket etmesi için manuel bir kolla kontrol edilen yaylı bir koldan oluşuyordu.

Anderson 1903'te buluşu için bir patent aldı, ancak bunu kimseye beğendiremedi. Hiçbir otomobil şirketi bunun pratik bir çözüm olduğunu kabul etmedi. Garip bir şekilde, 1920'de, Anderson'un 17 yıllık patentinin süresi dolduktan sonra, her yerde Anderson'unkine benzer bir ön cam sileceği tasarımı kullanan otomobiller görülmeye başladı.

Bu süre zarfında, Charlotte Bridgewood isimli bir kadın, Lotta Lawrence adı altında sahnelerde boy gösteren bir Hollywood aktrisi, Anderson'ın çalışması üzerine bir şeyler ekledi ve ilk otomatik cam sileceği olan buluşu için "Elektrik Fırtınası Ön Cam Temizleyicisi" adı altında patent aldı. Brigewood'un cihazı otomobilin motorundan güç alıyordu ve silecek lastiği yerine lastik merdaneler kullanıyordu. Ne yazık ki, patentiyle ilgili sorunlar onun bu buluşu için tam bir finansman kaynağı bulmasını engelledi ve otomobillerin otomatik sileceklerini standart donanım olarak benimsemesiyle Bridgewood bir servet kaybetmiş oldu.

(Görüntü kaynağı: Genel Kullanıma Açık Medya)

Katharine Burr Blodgett (1898-1979) - “Görünmez” Cam

Katharine Burr Blodgett, bir araştırmacı bilim insanıydı ve Schenectady, N.Y.'de Genel Elektrik Laboratuvarı'nda bir bilim insanı olarak çalışan ilk kadındı. 1953 yılında Irving Langmuir adlı bir kimyagerle birlikte çalışan Blodgett, monomoleküler kaplamaları cam veya metal üzerine bir defada yaymak için bir yöntem geliştirdi. Bu yöntem cama uygulandığında, malzemeyi şeffaf (veya diğer bir ifadeyle “görünmez”) hale getirdi. Bu tür yansıtıcı olmayan kaplama şimdi Langmuir-Blodgett filmi olarak adlandırılıyor ve günümüzde halen havacılık, optik ve hatta film yapımı gibi çeşitli endüstrilerde yaygın olarak kullanılmaktadır. Kameranın Blodgett'ın camıyla kullanıldığı ilk film yapımı "Rüzgar Gibi Geçti" (Gone With the Wind) oldu.

(Görüntü kaynağı: Genel Kullanıma Açık Medya)

Josephine Cochrane (1839-1913) - Bulaşık Makinası

Günlerden bir gün, Josephine Cochrane, hizmetçilerinin bulaşıkları yıkarken tabakları kırmalarından bıkmış ve sonunda bulaşıkları kendisi yıkamaya karar vermişti ... neden hizmetçilerinin bulaşık yıkarken böyle tabakları kırdığını ancak o zaman fark etti - bulaşıkları yıkamak bir baş belası işti. Neden biri çıkıp da bu işi yapmak için bir çeşit makina icat edemedi, diye düşündü.

Eeee, bir şey yapılmasını istiyorsan onu bazen kendin yapman gerekir. Yardım için yerel bir tamirci olan George Butters'a çağrıda bulunan Cochrane, kendi bulaşık makinasını Shelbyville, III'teki evinin arkasındaki kulübede tasarlayıp ve yapmaya karar verdi. Cochrane'nin çalışmasından önce de bulaşık makinası üretmek için yola çıkan ama başarısız kalan başka girişimler oldu, ama sonunda doğru olanı yapan Cochrane oldu. Cochrane'nin makinasında, özel bulaşık takımlarına (fincan, bardak, tabak, vb.) uyacak şekilde tasarlanmış bölmeler ve motorla dönen ve sabunlu suyu bulaşıkların üzerine fışkırtan bir çark bulunuyordu.

Cochrane, buluşunu Chicago'daki 1893 World's Columbian Exposition fuarında sergiledi ve bu tam bir hedefi 12'den vurmak oldu. Bir patentin ardından 1897'de Cochrane ilk bulaşık makinası fabrikasını, Garis-Cochrane'i açtı (kendisine yardımcılık yapmış olan tamirci Butters da orada bir çalışan olarak çalıştı). Cochrane, 1913'teki ölümüne kadar bulaşık makinalarnı kişisel olarak satmaya devam etti ve 1950'li yıllarda bulaşık makinası modern evlerin vazgeçilmezi oldu. 1916'da Garis-Cochrane, Hobart tarafından satın alındı.  Hobart firması daha sonra adını değiştirdi ve bugün bildiğimiz Whirlpool Corporation oldu.

(Görüntü kaynağı: Robinson Kütüphanesi)

Letitia Geer (1853-1935) - Tıbbi Şırınga

Letitia Geer hakkında, patent belgeleri (gösterilen) dışında ya hiç ya da yok denecek kadar az biyografik bilgi bulunmaktadır. Bununla birlikte, onun katkıları dünyanın en önde gelen tıbbi cihazlarından birinin yapılmasına yardımcı oldu ve tartışmasız bir şekilde sağlık hizmetlerinde sonsuza dek kutlanacak bir devrime yol açtı. 1800'lerin sonlarında, bazı inovasyonlar sonucunda tıbbi şırınganın bugünkü hali ortaya çıktı. 1844 yılında da Franic Rynd adlı İrlandalı bir doktor içi delikli iğneyi icat etti. Daha sonra, 1853'de iki kişi - Charles Pravaz ve Alexander Wood - cildi delecek kadar ince bir iğne ile tıbbi bir derialtı şırınga imal ettiler. Ama,  şırıngayı tıbbi alanlarda uygulanabilir kılan, New York’lu Letitia Mumford Geer adında bir kadındı. 1899'da o, tek elle kullanılan ve pistonu sonuna kadar çekildiğinde tutma çubuğunun ucu yine parmakların erişebileceği bir yerde kalan, bir silindir, bir piston ve bir çalıştırma çubuğunun kombinasyonu olan bir el şırıngasının patentini aldı.  Geer'in tek elle kullanılan tasarımı, tıp sektöründe kullanılan şırıngalar için bir standart oluşturdu ve doktorların ilaç enjekte etme şeklini sonsuza dek değiştirdi.

(Görüntü kaynağı: Google Patentler)

Grace Hopper (1906-1992) - COBOL Programlama Dili

Tuğamiral Grace Hopper, Yale'den matematik alanında yüksek lisans derecesi aldı ve II. Dünya Savaşı sırasında ABD Donanması'nda görev yaptı. Savaştan sonra bir deniz yedek subayı oldu ve Harvard'da araştırma görevlisi olarak çalıştı, çalışmalarını Mark II ve Mark III bilgisayarlarıyla yürüttü.

1949'da özel sektöre geçti ve eninde sonunda soluğu UNIVAC bilgisayarının programlamasını denetlediği Remington Rand'da aldı. Hopper ve ekibinin ilk bilgisayar dili derleyicisini geliştirdiği yer işte bu Remington Rand oldu; bu, yaygın olarak kullanılan Ortak İş Odaklı Dil (COBOL) programlama dilinin öncüsü olacaktı - ilk piyasaya sunulduğunda kullanıcı dostu ve kolay kullanımlı olması nedeniyle benimsendi.

Hooper, hayatının ilerleyen zamanlarında, bilgisayar dillerinin uluslararası standardizasyonu (COBOL gibi dillerin çoğalmasına yardımcı olan bir hareket) için sağlam bir savunucuydu. Ayrıca Harvard’da geçirdiği süre boyunca “hata ayıklama” ve “bilgisayar böceği” terimlerinin popülerleşmesiyle ün kazandı ve burası onun gerçekten kendisini sık sık dev makinaları içlerinde dolaşan canlı güvelerden arındırırken bulduğu bir yerdi.

(Görüntü kaynağı: Genel Kullanıma Açık Medya)

Dr. Shirley Jackson (1946 - Şu anda yaşıyor) - Telekomünikasyon Teknolojisi

1973 yılında Shirley Jackson, bir Ph.D. derecesi ile MIT-Massachusetts Teknoloji Enstitüsü'nden doktora alan ilk siyahi kadın oldu (derecesi teorik elementer parçacık fiziği dalındadır). 1976 yılında AT&T Bell Laboratuvarlarında Teorik Fizik Araştırma Bölümüne katıldı ve burada çeşitli materyalleri araştırdı ve en modern telekomünikasyon teknolojilerinin temelini oluşturan buluşlar yapılmasına yardımcı oldu. Bell Laboratuvarlarında Jackson'ın araştırması temel olarak yarı iletkenlerin optik ve elektronik özelliklerinin incelenmesi konusunda yoğunlaştı. 100'den fazla bilimsel makaleye imza atmış ya da eş yazarlık yapmıştır ve onun atomaltı parçacıklarla ilgili araştırması, taşınabilir faks, dokunmatik telefon, güneş pilleri, fiber optik kablolar ve çağrı yapanın kimliğini görüntüleyen ve çağrının beklemeye alınmasını sağlayan teknolojiler konusunda yeniliklere ve yeni yeni icatlara yol açmıştır. Jackson halen N.Y. Troy’daki Rensselaer Politeknik Enstitüsü'nün başkanlığını yürütmektedir. Kendisi bu pozisyonu üstlenen hem ilk kadın ve hem de ilk Afrika kökenli Amerikalı idi.

(Görüntü kaynağı: Rensselaer Politeknik Enstitüsü)

Stephanie Kwolek (1923-2014) - Kevlar

Stephanie Kwolek, iş hayatının büyük bölümünü DuPont'ta çalışarak geçiren bir Amerikalı kimyacıydı. 1964 yılında, lastiklerde kullanılabilecek hafif ama güçlü bir elyaf geliştirmekle görevli bir ekibin üyesiydi. Fikir, yaklaşmakta olan bir benzin kıtlığının öngörülmesiyle buna yönelik olarak araç ağırlığını azaltmaktı. Kwolek, deneyleri yürütürken tesadüfen poli-p-fenilen tereftalat ve polibenzamitten oluşturulmuş yeni bir elyaf keşfetti. Çalışmalarının sonucunda ortaya, naylondan daha güçlü ve aynı zamanda ağırlığına göre kıyaslandığında çelikten beş kat daha güçlü bir polimer çıkmıştı. Kimyacılar bunu poli-parafenilen tereftalamid olarak adlandırdı, ancak o daha çok evlerde kullanılan adıyla bilinir - Kevlar. Kwolek'in Kevlar malzemesi 1971 yılında piyasaya sürüldü ve o zamandan beri spor ekipmanlarından, en dikkate değer olanına, kurşun geçirmez yeleklere kadar çeşitli ürünlerde kullanılan temel bir hammadde haline geldi.

(Görüntü kaynağı: Genel Kullanıma Açık Medya)

Hedy Lamarr (1914-2000) - Yayılı Spektrum Teknolojisi

Hedy Lamarr'ın adı size yabancı gelmiyorsa, onu büyük olasılıkla Boom Town, Tortilla Flat, Samson ve Delilah da dahil olmak üzere 1930'lu ve '40'lı yıllarda bir Hollywood oyuncusu olarak rol aldığı bir çok filmden tanıyorsunuzdur. Ayrıca, onun Casablanca. filmindeki kadın başrol oyuncusu için orijinal seçim olduğu iddia edilmişti.

Ancak Hedy Lamarr'ın sahne ışıkları dışında ün yapmak için başka bir iddiası da vardı. Oyunculuk yapmadığı zamanlarda, boş zamanlarının çoğunu evinin atölyesinde araştırmalar yaparak ve icatlarda bulunarak geçirirdi. II. Dünya Savaşı tam hızıyla devam ederken, Lamarr, savaş çabalarına katkıda bulunabileceği bir yol aradı. Aradığını, George Antheil adlı besteci arkadaşının yardımıyla, telsiz kontrollü torpidolarla kullanılmak üzere frekans atlamalı yayılı spektrum teknolojisini tasarlayıp patenti aldığında buldu. Lamarr ve Antheil, telsiz dalgalarının kullanılmasının, torpido sinyallerini boğmayı kolaylaştırdığını fark ettiler. Torpidoya gönderilen radyo sinyallerini sürekli değiştirecek bir sistem oluşturmak bunu düzeltecekti.

Onların sistemi, telsiz sinyalini değiştirmek için bir piyano delikli çalma rulosuna benzer şekilde çalıştı ve Lamarr ve Antheil'e 1942'de bunun patenti verildi. Ancak ABD Donanması - sivillerin icatlarını kabul etmemeyi tercih ederek - bunu hemen dikkate almadı. 1962 yılına, Küba Füze Krizi zamanına kadar, Lamarr'ın icadının kayda değer bir kullanımı olmadı.

Lamarr'ın zamanının çok ötesinde olabilecekleri tahmin ettiği ortaya çıktı. Onun yayılı spektrum sistemi, güvenli telsiz iletişimi geliştirme konusunun ayrılmaz bir parçası oldu ve hücresel, WiFi ve Bluetooth iletişim sistemlerinde kilit bir tasarım öğesi haline geldi.

2014'te, Lamarr ve Antheil, kendileri öldükten sonra, Ulusal Mucitler Onur Listesi'ne dahil edildiler.

(Görüntü kaynağı: Genel Kullanıma Açık Medya)

Ada Lovelace (1815 - 1852) - İlk Bilgisayar Programı

Augusta Ada King, Lovelace Kontesi adı, bilgisayar biliminde öyle bir öyküsel tarihe sahiptir ki kendisinden sonra onun adının verildiği bir programlama dili bile vardır. Bir matematikçi ve yazar olan Lovelace, en çok 17 yaşında iken tanıştığı ilk mekanik genel amaçlı bilgisayarlardan olan Analitik Motor'un mucidi Charles Babbage ile yaptığı çalışmalarla tanınır. Lovelace, Babbage'ın derslerinden birinin transkriptini tercüme ederken, kendi düşüncelerini de ekledi. Eklediği notlarında, Babbage'nin Analitik Motoru'nun Bernoulli sayılarını hesaplamasını sağlayacak bir algoritmanın tanımı vardı. Lovelace'ın notları, 1950'lerde keşfedilip yeniden yayımlanana kadar pek yaygın değildi, ancak onun bu algoritması ilk bilgisayar programı olarak kabul edildi... ve dolayısıyla onu ilk bilgisayar programcısı yaptı. Lovelace'in programı hiçbir zaman test edilmedi, bununla beraber, o notlarında, Motor'a bir dizi talimatları tekrarlatmanın teorik bir yöntemini de açıkladı. Günümüzde programcılar bunu döngüleme olarak biliyorlar ve kodlamalarında ELSE / IF gibi bir şey kullanan herkes Lovelace'a bir teşekkür borçlu.

(Görüntü kaynağı: Genel Kullanıma Açık Medya)

Maria Telkes (1900-1995) - Güneş Enerjili Ev

Maria Telkes, termal cihazlar konusunda uzmanlaşmış ve 1939'dan 1953'e kadar MIT'de güneş enerjisi araştırmalarında çalışmış üretken bir mucitti. Ağustos 1950'de, alternatif, yeşil enerjiye duyulan ve giderek büyüyen  ihtiyacı zaten algılamış olan MIT, “Güneş Enerjisi ile Alan Isıtma” başlıklı bir sempozyum düzenledi. Sempozyumun öne çıkardığı konu, Telkes ve iş ortağı, Boston'lu bir mimar olan Eleanor Raymond'ın bir projesi olan Dover House'du. Dover House, güneş enerjisi ile ısıtılacak ilk evdi. 1948 yılında yaklaşık 20.000 $ harcamayla inşa edilen Dover'deki ev, Glauber tuzuyla yalıtılmış cam ve metal paneller üzerinden güneş ışığını topluyordu (Glauber tuzu, ısıyı depolama konusunda çok verimli, sudan yedi kat fazla, bir sodyum sülfat dekahidrattır). Evin havalandırma sisteminden gelen hava, soğuk sıcaklıklarla soğutulduğu için tuzun dışarı bıraktığı ısıyı topluyordu.

Telkes'in projesi, tuzdan kaynaklanan korozyon sorunlarının ısıtma sistemini bozmasına kadar, iki buçuk yıl sürdü. Telkes, güneş enerjisiyle ısıtılan başka bir ev inşa etmedi, ancak onun araştırmasının mirası devam ediyor. Telkes'in sempozyumda söylediği gibi, “Güneş ısıtmalı evin sorunu, deney amaçlı inşa edilen bir ya da iki ev ile çözülemez ... Fakat her yeni ev, güneşin bir yakıt kaynağı olarak kullanılmasına yönelik deneysel bir basamak taşıdır."

(Görüntü kaynağı: Genel Kullanıma Açık Medya)

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
© Copyright 2016 Tek. Tüm hakları saklıdır.