Ercan Premiks
Facebook Twitter

“ÖNEM başka, ÖNCELİK başka”


Bu makale 2019-03-05 11:36:59 eklenmiş ve 221 kez görüntülenmiştir.
Metin ATALAY

Üniversite yıllarımdaki Rektörüm

300 yıl erken doğan Son Centilmen, Son Şövalye, Cumhuriyet Beyefendisi

Sn.Prof.Dr.Erdal İNÖNÜ anısına

(06.06.1926–31.10.2007)

 

Kısa Biyografisi:

6 Haziran 1926 tarihinde Ankara’da doğdu. İlk, Orta ve Lise öğrenimini Ankara’da yaptı. 1947 yılında Ankara Fen Fakültesi’nden Fizik Lisansı diploması aldıktan sonra ABD’ye gitti. California Teknoloji Enstitüsü’nde Lisans Üstü öğrenimi yaptı, Yüksek Lisans ve Doktora derecelerini aldı. Teorik Fizik alanında araştırmalar yaptı. Yurda dönünce Ankara Üniversitesi’nde Fizik Asistanı olarak göreve başladı. Askerlik görevini yaptıktan sonra üniversite Doçentlik sınavını verdi. 1957-60 arasında tekrar ABD’ye giderek “Atom Enerjisinden Yararlanma” Programı içerisinde çeşitli üniversite ve araştırma enstitülerinde araştırmalar yaptı. 1964-74 arasında ODTÜ (Orta Doğu Teknik Üniversitesi)’de Fizik Profesörü olarak çalıştı. Öğretim üyeliği yanı sıra araştırma ve yönetim görevleri de yaptı. Teorik Fizik Bölümü Başkanlığı, Fen-Edebiyat Fakültesi Dekanlığı, Üniversite Rektörlüğü yaptı. 1974’de İstanbul Boğaziçi Üniversitesi’ne geçti. 1974-83 arasında fizik profesörlüğü yanı sıra Temel Bilimler Fakültesi Dekanı olarak da çalıştı. Türk Fizik Derneği Başkanlığı yaptı. Balkan Fizik Birliği’nin kuruluşunda yer aldı. TÜBİTAK (Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu) kuruluşuna katkıda bulundu ve Temel Araştırmalar Enstitüsü’nde kurucu müdürlük görevini yürüttü. Aynı zamanda NATO Fen Komitesi’nde çalıştı ve UNESCO Yürütme Kurulu’nda görev aldı. 1983-95 yılları arasında çevre baskısına direnemeyerek siyaset sahnesinde Parti Genel Başkanlığı, Başbakan Yardımcılığı, Devlet Bakanlığı, TBMM Dışişleri Komisyon Başkanlığı ve Dışişleri Bakanlığı görevlerinde bulundu. 2001’de siyasetten tamamen ayrılarak sevdiği bilim alanına döndü. 1953’te ünlü fizikçi Wigner ile birlikte yaptığı “İnönü-Wigner Grup Kontraksiyonu” çalışması ile, Nobel’den sonra verilen en önemli ödül kabul edilen Wigner Madalyası’nı 2004 yılında aldı.

 

Kitaplığımda yer alan yapıtları:

Anılar ve Düşünceler-I (1995),

Anılar ve Düşünceler-II (1998),

Anılar ve Düşünceler-III (2001),

Kurultay Konuşmaları (1998),

Fikirler ve Eylemler (1999),

Üçyüz Yıllık Gecikme (2002)

Aşağıdaki yazı Sn.İnönü’nün ilk kitabı “ANILAR VE DÜŞÜNCELER-I”in “ÖNEM BAŞKA, ÖNCELİK BAŞKA” başlıklı 17.Bölümünden kısmen kısaltılarak alınmıştır. Bir topluluğun gündeminde yer alan çeşitli projelerden hangilerini hangi sırayla ele almaları gerektiğine yol gösterebilecek bir çözüm yaklaşımı. Ki, ben uzun yıllardır buna benzer bir yöntemi günlük işlerimin öncelik sıralamasında dahi kullanıyorum, örneği yazı sonunda.

Erdal İnönü anlatıyor:

Paris’te UNESCO Yürütme Kurulu’nun bir toplantısındayız. Genel direktörlüğün hazırlamış olduğu yıllık faaliyet programını görüşüyoruz. Kırk beş üyenin her biri söz alıp bu programdaki projelerin hangilerini öncelikle desteklediklerini, hangilerini pek yararlı bulmadıklarını söylüyorlar. Bütün dünyayı kapsayan yıllık programda UNESCO’nun ilgi alanları olan Eğitim, Bilim, Kültür ve İletişim konularında pek çok irili ufaklı proje var. Bu projelerin öncelik sıralaması üzerinde görüş birliği sağlamak olanaksız. Gelişmiş ülkelerin tercihleri farklı, az gelişmişlerinkiler farklı. Sıralamayı nasıl, hangi ölçülere göre yapmalı?.. Söz sırası bana gelince genel değerlendirmenin nasıl yapılabileceği konusunda şöyle bir konuşma yaptım:

“Genel Direktör, üye ülkelerle yaptığı sürekli temaslar sonucunda bize bütün dünyayı kapsayan büyük bir faaliyet programı getirmiştir. Buradaki projelerin hepsi değerlidir. Hepsi insanların önemli ihtiyaçlarına yöneliktir. Ama hepsini önerildiği şekilde gerçekleştirmeye paramız yetmeyecektir. Bir öncelik sıralaması yapmak zorundayız. Bunu nasıl yapacağız. Projelerin göreceli önceliklerine nasıl karar vereceğiz?”

“Bu konuda aklıma gelen bir yöntemi, fiziksel bilimlerde kullanılan yöntemlerden esinlenerek, dikkatinize sunmak istiyorum. Sonuçlarından insanların yararlanacağı bir projenin önemini sayısal olarak nasıl ölçebiliriz? İnsanlar arasında ırk, cinsiyet, servet ya da yaşadıkları bölge farklılıklarına göre ayrım yapamayacağımıza göre bu projenin önemini ilk olarak belirleyecek ölçek; projeden yararlanacak insanların sayısı olabilir. Sonuçlarından on kişinin yararlanacağı bir proje, bir kişinin yararlanacağı bir projeden elbet daha önemlidir. O halde proje başarı ile tamamlandığında, sonuçlarından yararlanacak insan sayısını o projenin ‘a-priori’ önemi diye tanımlayabiliriz.”

“Önceliklerin belirlenmesinde ilk olarak ele alınacak ölçek kuşkusuz bu ‘a-priori’ önemdir. Ama bu, ilk yaklaşıklıkta da yetmez. Çünkü öncelikleri belirlemekten maksat, hangi projelere yardım etmenin daha faydalı olacağını önceden tahmin ederek bu faydaları elde edebilmektir. ‘A-priori’ önem ölçeği, gerçekleşmiş projeler arasında bir sıralama getirecektir. Ama bunun için önce projelerin gerçekleşmiş olması gereklidir. Her projenin gerçekleşme şansı, olasılığı ise farklıdır. Öyleyse, her proje için bir de, sonuçlarının alınacağı noktaya kadar gerçekleşme olasılığı diye bir sayı belirlemeliyiz. İlk yaklaşıklıkta projenin önceliğini verecek sayı, projenin ‘a-priori’ önemi ile gerçekleşme olasılığının çarpımları olarak tanımlanabilir. Gerçekleşme olasılığını belirlemek elbet zor olacaktır. Ama olanaksız değildir. Nasıl her proje için bir olabilirlik (fizibilite) raporu hazırlanıyorsa, aynı yöntemlerle bir gerçekleşme olasılığı tahmin edilebilir.”

“Basit bir örnek vereyim: Birisi gelse ve bize ölüme çare bulacağını iddia ettiği bir proje getirse, bu projenin önceliği ne olacak? Projenin en büyük ‘a-priori’ önemi taşıyacağı açık. Çünkü ölüme çare bulunması, bugün yaşayan her insanı ilgilendirir. Ama öte yandan bu projenin gerçekleşme olasılığı nedir?... Ölümün çaresi olmadığına göre, sıfır. Sıfırla bütün insanların sayısını çarparsanız, sonuç gene sıfır olur. Demek ki projeye hiçbir öncelik verilemez.”

“Genel Direktörlüğün getirdiği projeleri bu objektif ölçekle değerlendirip bir öncelikler sırası kurabiliriz. Örneğin; birden fazla ülkeyi ilgilendiren uluslar arası projeler, daha çok kişi yararlanacağı için, eğer gerçekleşme olasılıkları aynı ise, ulusal projelerin önüne geçerler. Barış gibi önemli bir konuda toplanacak bir konferans, konusu itibariyle çok kimseyi ilgilendirir ve yüksek ‘a-priori’ önem taşır. Ama konferansın yapılması, sadece propagandaya yönelik olacak, savaş nenlerini ortadan kaldıracak somut sonuçlar vermeyecekse; projenin gerçekleşme olasılığı çok düşük olur ve konferansın önceliği de somut projelerin gerisine düşer.”

“Sözlerimi, proje kümelerinin bu esaslara göre nasıl bir öncelik sırası aldıklarını belirterek bitirdim. Konuşmamda önerdiğim bu yaklaşım, bloklar arasındaki propaganda mücadelesinin dışında kalan objektif bir ölçek getirdiği için epey ilgi uyandırdı.”

“Çeşitli kalkınma projeleri arasında olabildiği kadar objektif bir öncelik sıralaması nasıl yapılabilir, sorusuna iyi bir yanıtı, bu yaklaşımı biraz daha olgunlaştırarak verebileceğimize inanıyorum. Yukarıda anlattığım ve ‘ilk yaklaşıklık’ denilebilecek yaklaşıma, projelerin gerçekleştirilmesi için gerekli zaman etkeni ile gerçekleşen bir projenin aynı doğrultuda başka hangi projelere yol açacağını gösterecek çoğaltma etkenini de bir şekilde ekleyerek, öncelik sırasını dört etkenli bir formülle (‘a-priori’ önem, gerçekleşme olasılığı, gerçekleşme zamanı, çoğaltma etkisi) ifade etmek oldukça gerçekçi sonuçlar verecektir, diye düşünüyorum.”

“Özetle; bir projenin önceliğini, en basit şekilde, “projenin önemi ile gerçekleşme olasılığının çarpımı” olarak belirlemek, pratikte çok faydalı sonuçlar verecektir. Öncelik sırasının (‘a-priori’ önem) çarpı (gerçekleşme olasılığı) şeklinde tanımı üzerinde genel bir görüş birliğine varılırsa, önemli bir zaman ve enerji kaybından kurtulunacaktır. Yanlış öncelikler üzerinde ısrar etmek hem ilgiyi dağıtıyor, hem de gereksiz hayal kırıklıklarına yol açıyor. Bir projenin önemi ile önceliğinin farklı şeyler olduğuna dikkat edilse, gereksiz suçlamalar kendiliğinden ortadan kalkar ve boş yere enerji sarf edilmemiş olur. Olayların öncelik sırasını tamamen bir tarafa bırakarak onları sadece görünüşteki önemleri açısından ele almak, sonuçta, sayısız sorunlarla dolu olan ama hiçbirinin çözülmediği ve yakın gelecekte de çözülme umudunun bulunmadığı bir kaos’a sürükler toplumu. Önemle öncelik birbirine karıştırılırsa, öncelikler bir tarafa bırakılıp her önümüze çıkan sorunla uğraşılmaya kalkılırsa sonuç kaos’tur. Her kademedeki yöneticiler ve yorumcular bir an önce öncelik tanımı üzerinde anlaşmalı ve kargaşa ve yersiz tartışmalardan kurtulmalıdırlar.”

ERDAL İNÖNÜ ESPRİLERİNDEN BİR DEMET

              Bilim adamlığı yanında renkli siyasi kimliği ile de hatırlanacak olan Erdal İnönü, ince espri anlayışıyla da çevresindekileri kahkahalara boğan bir kişiydi. İşte İnönü'nün tebessümle okuyacağınız esprilerinden bazıları:

GÖREMEZSİNİZ TABİİ!

Kendisini sinema çıkışında yakalayan bir gazeteci sorar:
- Sayın inönü, sizi bu sıralar sinema salonlarında göremiyoruz pek?
- Tabii göremezsiniz sinema salonları karanlık oluyor.

ÖLÜRÜM YOLUNA

Seçmenlerden biri seçim otobüsünün önüne atılır ve Erdal Bey'e hitaben "Ölürüm yoluna" diye haykırır.
Erdal Bey cevap verir: “Dur, ölme. Bir oy bir oydur.”

O BENİM İŞTE!

Erdal Bey bir gün İstanbul'da taksiye binmiş. Şoför:
"Sen ne kadar Erdal İnönü'ye benziyorsun" demiş.
"O, benim" diye cevap vermiş Erdal Bey...
Şaşırmış taksi şoförü...
"Yahu" demiş, "...birisi daha var. Harbiye'nin oralarda dolaşıyor. O da aynı Erdal İnönü".
Bunun üzerine Erdal Bey, espriyi patlatmış:
"O da benim....!"

BİRBİRİMİZİ YİYECEĞİZ

SHP genel başkanlığı döneminde diğer sol parti liderleri ve bürokratlarla bir restorana gider. Garsonun "Birşey almak ister misiniz, efendim" sorusu üzerine

"Teşekkürler biz birbirimizi yiyeceğiz" yanıtını verir.

FİLM İYİ Kİ BİTTİ


SHP Genel Başkanıyken Sosyalist Enternasyonal toplantısı için Paris'e gitmişti. Beraberinde SHP Genel Sekreter Yardımcısı İstemihan Talay da vardı. Toplantıdan sonra Champs Elysees bulvarındaki bir sinemaya gittiler. Filmin öyküsü, iki mafya ailesi arasındaki çatışmaydı. İki saat boyunca beyaz perdede silahlar konuştu. İnönü film bittikten sonra koltuğundan kalktı. İstemihan Talay, "Filmi nasıl buldunuz?' diye sordu.
İnönü cevapladı:
- Çok beğendim ama iyi ki bitti. Yoksa çok daha fazla adam ölecekti?

KARAYALÇIN YAPAR!

Kars ve Van mitinglerinden Ankara'ya dönüyordu. Sivas üzerinde uçağın pilotu "Efendim Ankara semaları kapalı. Kirli bulutlar var. İnişimiz çok güç olabilir. " dedi.

Ön koltukta gazete okuyan İnönü'nün cevabı ise şöyle oldu: “Hiç bir şey olmaz merak etmeyin. Ankara Belediye Başkanı Karayalçın çok çalışkandır. O kirli bulutları hemen temizler!”

PLATONİK AŞK

İnönü SHP Genel Başkanıyken dönemin Başbakanı Mesut Yılmaz ile görüşecekti. O günlerde İnönü Yılmaz'ı sert biçimde eleştiriyordu. Yılmaz, Necatibey caddesinde bulunan SHP Genel Merkezine geldi. SHP ile ANAP Genel Başkanları baş başa uzun bir görüşme yaptılar. Herkes sert tartışmalar yaşanmasından endişeliydi. Görüşme sonrası dönemin SHP Genel Sekreteri Fikri Sağlar, İnönü'ye biraz da endişe ile görüşmeyi sordu. İnönü şöyle dedi:
- Çok iyi geçti, Mesut bey partimize aşık oldu. Ama platonik.

BEN KEDİ MİYİM ?

İnönü gençlik yıllarında evinde otururken mutfaktan bir çığlık duydu.

Eşi Sevinç Hanım "Erdal koş fare var' diye bağırıyordu.

İnönü istifini bozmadı ve eşine öyle seslendi:
- Ne yapayım Sevinç. Ben kedi miyim? ?

ÜLKEMİ BENDEN KÖTÜLER YÖNETMESİN DİYE

Erdal Bey’e bir gün, hiç sıcak bakmadığı siyasete yıllar sonra neden girdiğini sorarlar. Yanıt müthiştir:

- Ülkemi benden daha kötüleri yönetmesin diye!

SEN BANA DEĞİL CİZRE’LİLERE TEŞEKKÜR ET

Bir seçim dönemi... SHP Genel Başkanı İnönü, Diyarbakır ve Cizre’deki mitinglerde konuştuktan sonra Siirt’te halka hitap edecektir. Ancak Cizre’de bir grup protesto gösterisi yapıp parti otobüsünü taşlayınca buradaki miting iptal edilir, hiç beklenmeden Siirt’e gelinir. Seçim gezilerinde program sarkmasına alışık Siirt İl Başkanı, parti otobüsünün tam zamanında geldiğini görünce biraz şaşkın, İnönü’ye teşekkür eder. Aldığı yanıt:
- Sen bana değil, asıl Cizre’lilere teşekkür et...

ANTİDEMOKRATİK KARARLARDA OYLAMA OLMAZ

Erdal Bey fanatik bir sigara düşmanıdır, Parti Meclisi toplantılarında dumanaltı olmaktan fena halde rahatsızdır. Bir Parti Meclisi toplantısında ilk sözü:
- Bundan böyle bu toplantılarımızda sigara içilmeyecek, olunca arka sıralardan bir üye;
- Bu kararınızı oylamaya sunsak efendim, diye itiraz etmeye kalkışınca cevabı aldı:
- Antidemokratik kararlarda oylama olmaz!

DURUN YAV, MESELENİN KÖKÜNE İNELİM

Seçim otobüsüyle bir yere gidiliyor. Otobüsün kornası aniden bozulmuş, ötüp duruyor. Şoför otobüsü sağa çekip durdurmuş, arızayı gidermeye çalışıyor ama nafile. Yolculardan birinin şoföre:
- Kablosunu kopar, diye akıl verdiğini duyan İnönü itiraz ediyor:
- Durun yav, koparmayın. Bir derdi var ki inliyor. Meselenin köküne inelim.

SİZDE DEVLETTE ÇALIŞAN BİRİ YOK MU?

DEP’li Sırrı Sakık, SHP’den milletvekili adayı olmak için başvurur ve İnönü’yle görüşmeye gelir:
- Hakkımda bir sürü dedikodu çıkardılar. Önceden bilesiniz; ağabeyim (Şemdin Sakık) dağda devlete karşı savaşır. Kardeşlerimden biri hapiste...
İnönü şaşırır:
- Yav, sizde hiç devlete çalışan biri yok mu?

NORVEÇ’TE BAŞBAKAN OLURSUNUZ

Gazeteci der ki:
- Sizin için Norveç’te başbakan olabilir, diyorlar.
İnönü’nün cevabı:
- Çok teşekkür ederim. Bu herhalde, “Türkiye’de bu işleri beceremiyorsun” demenin kibarcası.

MASAYA YUMRUĞUNU VURUR SONUNDA

Bir miting öncesi SHP milletvekili, İnönü’ye der ki:
- Sayın Genel Başkanım siz iyi konuşamıyorsunuz, bakın Özal’a esip gürlüyor.
İnönü: - Peki ne yapacağım? der.

Milletvekili cevap verir:
- Konuşurken masaya yumruğunuzu vuracaksınız, biz şöyle partiyiz, şöyle yaparız, böyle yaparız, diye kükreyeceksiniz.
İnönü kürsüye çıkar, yumruğunu masaya vurur ve şöyle der:
- Biz öyle bir partiyiz ki, adamı...
Burada durur ve şöyle devam eder:
- Devamını bu arkadaş söyleyecek.

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
© Copyright 2016 Tek. Tüm hakları saklıdır.