Ercan Premiks
Facebook Twitter

DÜN’den BUGÜN’e FORKLİFT

Peki Türkiye’de neler yaşandı? (çeşitli kaynaklardan bir derleme çalışması)
Bu haber 2018-04-30 17:46:52 eklenmiş ve 207 kez görüntülenmiştir.

Türkiye forkliftle ilk olarak limanlarda tanıştı. Gemilerin tahmil-tahliye işlerinde. Fabrikalarda ise genellikle tasarım tavan vinci ile taşıma ağırlıklı idi. Açık saha taşıma ve istifleme işlerinde ise (özellikle tuğla-kiremit fabrikalarında) genellikle bir zirai traktör arkasına monte edilmiş ve traktörün kuyruk milinden hidrolik tahrik alan bir asansör ile ihtiyaç karşılanabiliyordu. Talep artınca bu çözüm yetersiz kalmaya başladı ve ilk yerli forklift 1972-73 yıllarında Manisa’da basit bir atölyede ilkel şartlar altında genç bir mühendisin Manisa-İzmir arasında parça temin amaçlı mekik dokuması ile ve fedakar çabalarıyla başladı. Yan sanayi yetersizliği ve muhtelif sebepler bu işin gelişmesini engelledi, ve sonuçta pes edildi. Üretimin lisansla devamına karar verildi ve British Leyland yan kuruluşu İngiliz Coventry Climax Firması’ndan 1974 yılında lisans alındı ve devletten de teşvik alınarak Manisa’da oldukça modern bir fabrikada 1977 yılında montaja başlandı. Üretim 1980 başlarında motor dahil hemen hemen % 100 yerliye dönüşmüştü (ancak yönetim hataları sonucu işletmenin ömrü 1980’li yılların ikinci yarısında maalesef sona erdi).

Bu ilk üretici (Kozanoğlu-Çavuşoğlu Grubu kuruluşu) Anadolu Lift yanısıra 1975-1979 yılları arasında daha küçük ölçeklerde lisanslı üretim yapan iki yerli imalatçı daha vardı; Bulgar Balkancar lisanslı İsmak Firması (Ercan Holding kuruluşu) ve Fransız Fenwick lisansı ile (bir ara Fenwick’ten Lancer Boss’a geçen ancak tekrar Fenwick’e dönen) Koç Holding kuruluşu Bebimot Firması. Bu dönemde forklift ithalatı da yasaklanmış olduğundan bu üç üretici oldukça rahat (!) çalışma imkanı buldular.

1980 başlarında ithalat yasağının kısmen kaldırılması ile işin cazibesi azaldı gibi görünmesine rağmen Bebimot’un işi bırakmasına karşılık yeni birkaç firmanın bu işe soyunduğunu görüyoruz; Çekoslovak Destakar lisansı ile Karmasan (Anadolu Endüstri Holding kuruluşu), Japon Komatsu lisansı ile Temsa (Sabancı Holding kuruluşu), Alman Linde lisansı ile Tatmak (Tatko kuruluşu), Alman Jungheinrich ile anlaşmalı Standard, yerli tasarım Çukurova, ve yine yerli tasarım Cemser.

Günümüzde ise bu yerli üreticilerin Çukurova dışında üretimi bıraktıklarını görüyoruz. Bazıları distribütörlüğe döndüler, bazıları ise tamamen forklift işinden çıktılar. Yerleri tabii ki boş kalmadı, diğer çeşitli yerli firmalar bu boşlukları doldurdukları gibi Amerika’dan Uzak Doğu’ya birçok yeni markanın da distribütörlüğünü veya ithal hakkını alarak bu işe soyundular. Yurt dışında firma adedi satın almalarla azalmış gibi görünürken yurt içinde tamamen aksi oldu ve sayısız firma forklift işine girdi. Arz-talep yasasını tersine işleterek hemen hiç yatırım yapmadan bu işe soyunan ve önüne çıkan dış markayı getiren (hatta kendisi sanal marka yaratan) firma sayısı bugün hayli fazla. Ancak bu firmalar bu işi gerektiği gibi yapıyor veya yapmaya çalışıyorlar mı, bu şüpheli. Acaba yakın gelecekte yurt dışındaki gelişmelere benzer gelişmeler mi yaşayacağız Türkiye’de. Bir yerli firma birkaç yabancı markanın distribütörlüğünü mü üstlenecek? Her ne kadar şu anda bu tarz muhtelif yapılanmalarla karşılaşmıyor değilsek de gelişmeler bu yönde mi devam edecek acaba? Markalar birkaç kuvvetli elde mi toplanacak? Bu Türkiye’nin yararına mı olacak, olumlu ve olumsuz yönleri neler olabilir? Bu konu; daha detaylı ele alınıp ayrı bir yazı konusu olarak incelenmeye değer.

ETİKETLER :
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer HABERLER haberleri
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
© Copyright 2016 Tek. Tüm hakları saklıdır.